blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2020 Pazar

28'e doğru!

Altı gün sonra 28 yaşıma giriyorum. 27 mükemmel olacak diyordum. Gerçekten mükemmel geçti. Benim için muhteşem insanlık için acı dolu. Belki de hayatımın en güzel, en kararlı, en kendinden emin ve en değişken yılıydı. Üst üste o kadar çok şey oldu ki o kadar çok olay geçti ki bazen sıralamasını dahi unutuyorum. 

Unutmadığım tek bir şey var her defasında kendim olmayı seçince mutlu oluyorum. Bazen mutluluk o kadar sahte, o kadar bulanık görünür ki bize kendimiz olmaktan vazgeçeriz onu elde etmeye çalışırken. Halbuki asıl illüzyon budur. Kendimizi o sahte mutluluğu elde etmek için harcadığımız çaba içinde buluruz ya da kaybederiz. Göz yanılsamasından başka bir şey olmayan bu mutluluk için yorulur, yıpranırız. Hepsinin sonunda hayat bi şekilde ayna tutar "kendin ol!" der.

Mutluluğu kovalamak yerine kendin olmayı seçmelisin her zaman. Beni ben yapan tek bir şeyden dahi vazgeçtiğim noktada eksiklerimle mutlu olamam. Olunmuyormuş bunu gördüm.
27 yaşımın her anında bunu gördüm. 28'de fazlasıyla uygulamaya çalışacağım. Şöyle de bi gerçek var ki; " Huylu huyundan vazgeçmez." "İnsan 7'sinde neyse 70'inde de odur." " Üzüm üzüme baka baka kararır." ( pardon bu burası için değildi). 
Geçen gün Ebrumla yine bir anda kendimizi hayal kurarken bulduk, hepsi de çok güzel hayaller. Gerçek olmasını çok isteyeceğimi şeyler. Sonra bana "biz yine kaptırdık kendimizi, yine üzülmeni istemiyorum olmazsa" dedi. (Çünkü o benim canımmmm) Olsun ne olacak sanki biz yine kuralım hayal dedim. " Alıştın zaten yıkılmaya bu ilk düşüşün olmaz" dedi. (beni en çok bilen.) Evet dedim bu ilk düşüşüm olmayacak sıkıntı yok. Yine gerçekleşme ihtimali çok düşük hayallerle çıkaralım kendimizi bulutlara yere çakılmak benim uzmanlık alanım. Hayal kırıklığı önce soğuk geliyor ama girince alışıyorsun.

Çünkü yine çok erkenden, çok büyük cümleler kuruyoruz. Engelleyemiyorum.
Yine ağlayacağım şeyler var. Benimki anlatmak ya da anlamaktan çıktı artık hissediyorum. Ne olursa olsun yine ağlayacağım şeyler var. Winter is coming...

"28" "yirmi sekiz" koskocaman 28 yaşıma corona karantinasında giriyorum resmen. Ben bu sene muhteşem olacak derken işte tam olarak bunu kastettim.. Hayatımda şimdiye kadar olduğu gibi yine bir yerden verince bir yerden alıyor Allah. (çok şükür) Ben bu sefer büyük bi kutlama olur diye düşünmüştüm. Her yer ışıl ışıl, kalabalıklar, müzikler, konfetiler, dansçı kızlar... hee tamam ya o sonuncusu bizde yoktu demi yine Amerikan yapımı filmlerin etkisi mazur görün. :) Benim arkadaşlarım yanımda olsa yeterdi. Dönüşümlü çalışmadan dolayı iş arkadaşlarımın bile yarısı yanımda olacak. En yakın arkadaşlarımdan biri evden çıkmıyor, biri de hastanede çalışıyor olacak. Ben her sene büyük bi kutlama beklerken, bu sefer en azından bu konuda böylesine dibe vurmayı istemezdim.

La ben kimin ahını aldım. Kim bu kadar sövüyor ebeme. Kim beddua ediyor bana çıksın la ortaya. Yok ya bişi yapmıcam. Hiç sinirlenmedim. Kızmadım. Bi konuşcaz o kadar. Neyssee..

Gelecek olan yeni yaşıma hiçbir şey demiyorum. Biliyorum ki hepsinden güzel geçecek yine. Zaten ben kurallarımı, hedeflerimi yeni yıla girerken koyarım yeni yaşa girerken değil. Her sene yeni yaş dileklerim sadece mutlu olmaktır. Ve ben hep mutlu olmayı bi şekilde başarırım. Canım kendim.

Altı değil beş gün sonra, gece devretti günü.

Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...



25 Şubat 2019 Pazartesi

Hayat Bana Güzel 💙

Hayat bana güzel
Bu aralar çok sık duydum bunu. Belki içinden söyleyip yüzüme söylemeyenler de olmuştur kesin. Hayat bana güzel. Evet gerçekten güzel. Hayattan zevk almak, her daim iyi tarafı görmek benim dünyaya gelme sebebim. Kalıtsal olarak ruhuma işlenmiş bir şey sanki bu durum. Doğal olarak da insanlara sanki hiç bi derdim yokmuş ben hiç üzülmezmişim ya da umursadığım hiç bir şey yokmuş gibi düşündürüyor.
Benim de sıkıntı çektiğim konular var valla var arkadaşlar. Ama ben onları hayatımın merkezi yapamam ki. Benim hayatım sadece sıkıntılı anlardan ya da sadece mutlu anlardan ibaret değil. Ama üzüldüğüm noktaları asla göstermem yansıtmam kimseye. Sadece mutlu anlarımı paylaşırım. Mutluluk paylaştıkça çoğalır. Aslen her şey paylaştıkça çoğalır.
Çok mutsuzum hayat çok kötü mutlu olamıyorum hayattan zevk almıyorum dediğimi düşünsenize. Ne kadar korkunç değil mi? Sürekli böyle konuşan biri olsa yanınızda sizi de sürekli bi mutsuzluğa sürükler. Mutlu degilsem bile, huzursuz bi durum varsa bile varmış gibi davranmıyorum ona. Mutsuzluk kendini bir şey sanmasın, bu tarafta kaale alınmadığını anlasın da defolsun gitsin diye. Bu sebeple hayat bana güzel. Neden olmasın ki çok şükür sağlıklıyım, ailem sağlıklı, arkadaşlarım çok iyi, yüzümü güldüren insanlar var, işim gücüm var, her gün nefes alabiliyorum, her gün güneşi görebiliyorum, istediğim kadar kahkaha atabilirim. İsteyene milyon tane sebep sayarım.
Kendime kendi isteklerim doğrultusunda fırsatlar buluyorum. Yapmak istediğim şeyleri gerçekleştirecek ortam sağlıyorum. Ben kendimi düşünüyorum. Çünkü beni, benim kadar düşünebilecek benden başka kimse yok. Hayatı kendine güzel kılan insanın kendidir.
Herkes hayata ve sana kendi penceresinden bakar. Seni en çok düşünen insan bile ‘bence’ olgusu üzerinden düşünür bu da bi dipnot olarak kalsın burada.
Ne demiştik ‘hayat bana güzel’ o zaman bu da benim şarkım olsun. 💙

Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

15 Ekim 2018 Pazartesi

Ocağımdaki Yemekler

Ocakta üç tencere var. İlk kapağı açtım; dünden kalan dolma, ikincide hiçbir şeysiz patates, diğerinde de çok kötü görünen makarna. Ve dedim ki yeniden blog yazmalıyım. Çünkü hayatta her zaman güzel şeyler olmak zorunda değil, olanı paylaşmak için zaten güzelleştirmek de bizim elimizde. Önce odama gelip bilgisayarı açtım sonra mutfağa dönüp makarnayı yoğurtla süsledim. Lavabonun içi de olduğu gibi bulaşık doluydu ama neyse ki böyle şeyleri dert etmek için fazla bekarım. 

Aslında oldukça yorgun ve yaşlı hissetmem gerekirken kendimi olması gerekenden daha genç, daha dinç hissediyor olmam bazen tuhaf geliyor. Daha yapacağım milyon tane genç işi olay var. Bir sürü de kurulması gereken hayal varken yaşlanmak başka bahara kaldı artık. 

Adrenalin dolu yapılacak işlerden örnek vermem gerekirse ben ilk olarak 2011 yılında 7 sene önce yamaç paraşütü yaptım. Çok güzeldi. Muhteşemdi. Ama gel gör ki yamaç paraşütü eğitimi için bu sene kayıt yaptırdım. Aradan geçen yedi sene içinde daha önemli ne yaptım? Daha güzel ne yaptım? Kendim için ne yaptım? Eğer yedi sene önce eğitim alıp pilot olsaydım yedi senedir uçuyor olacaktım. Yedi senedir uçamadığım için ertelemenin verdiği pişmanlığı derinden hissediyorum. 

Kendime değer katacak hiçbir şeyi ertelememe konusunda keskin kararlar aldım yine. Uygulama sürem: odamdan çıkıp mutfağa gidip bir bardak su doldurana kadar. Çünkü ben = üşengeçlik= ertelemek =ben. Olay dönüp dolaşıp ben de bitiyor yani. Buralarda, yazın hayatımda sürekliliği sağlayamam da hep bu sebepten. Biraz da çabuk sıkılan biri olmamdan. Yazın hayatı deyince sanki yılların yazarıymışım gibi oldu ama o olaya bir hayli uzak bir noktadayım. Kelimelerden çok sayılarla oldu şimdiye kadar işim. Bu sebeple hep kafamın içinde kaldı kelimelerim. Neyse şimdilik...

Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

17 Mart 2017 Cuma

Bugünden Haberler ☘️


Yep yep!
Şunların güzelliğine bakın.
Biri bana bundan yapsa asla hayır demem.
Yemelik değil de sanki karşısına oturup izlemelik.

❤️️



Uzun zamandır blog yazıyorum. 10 Mart 2013'te açmıştım sayfamı. Bu ay 4 yıl bitti. Sayfama bakınca çok bir şey yok artık. Yazdığım ilk iki yıl yüzlerce yayın paylaştım, sonra da geçmişi saklamamak gerektiğini düşünüp neredeyse hepsini silmiştim geçen sene. Bu sene tekrar başladım paylaşmaya.

Aslında başıma ufak bi teknoloji kazası geldi ve ben kendimi yine blog aleminde buldum. Bu durumdan oldukça memnunum. Yazmayı bırakmayı düşünmüyorum şimdilik.
Bir kaç gündür oldukça yoğun zaman geçiriyorum. O yüzden yine planlanan yazılar aksadı. 

Zaten benim yaptığım planlar hep aksıyor hep erteleniyor. Bu durum benim için ilk değil, son da olmayacak. Beklemek benim işim! Plan yapmak da benim işim. Her ikisi sürekli çatışma halinde.
Bugün iş konusunda daha çooook bekleyeceğimin haberini aldım. Olsun dedim sonra kendime bu belki de fırsat olabilir hayatımı daha da güzelleştirmek için. Bazı şeyleri yeniden alışkanlık haline getirmem gerekiyor. Kararlılıkla uygulamalıyım. 

Kendimi ve hayatımı güzelleştirmek için önümde iki ay var diye düşünüp, planlarımı buna göre yapacağım. 

❤️️


                                           ☀️️Sevdiklerimle daha çok zaman geçireceğim.
                                           ☀️️Kendime vakit ayıracağım.
                                           ☀️️Bol bol spor yapacağım.
                                           ☀️️Yeni aldığım kitaplarımı okuyacağım.
                                           ☀️️Düzenli namaz kılacağım.
                                           ☀️️Düzenli Kuran okuyacağım.
                                           ☀️️Tez konumla ilgili araştırmalar yapacağım.
                                           ☀️️Yapmayı düşündüğüm tarih araştırmalarına da başlarım belki
                                               ☀️️Cilt bakımımı aksatmayacağım.
                                           ☀️️Daha çok mutlu olacağım.
                                           ☀️️Daha çok mutlu edeceğim.

❤️️


☘️Tüm bunlar için her fırsat değerlendirilmeli.☘️


Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...


9 Mart 2017 Perşembe

Enerji Veren Müzik ** İnna~~Gimme Gimme

İnsan her zaman maksimum enerji modunda olmuyor. Eğer öyle bir seçenek olsaydı sadece o modu aktif tutardım ki maalesef öyle bir programlamaya sahip değiliz. 
Kendimi düşük hissettiğimde enerjimi yükseltmek için türlü yöntemler denediğim doğrudur. Bu kısımdan pek bahsetmeye gerek yok şimdilik sadece tek yöntemi söyleyeceğim. O da hareketli bir müzik! 
İşte son zamanlarda en çok dinlediğim. 


Ne zaman müzik açmak istesem ya da enerji verecek, canlandıracak bir şeye ihtiyaç duysam müzik dinlemeye İnna'dan başlıyorum.
Klipte kullanılan renkler de son derece etkili enerji kazandırmakta. 
Eğlenceli bir şarkı. 


Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

7 Mart 2017 Salı

Boş Koltuk~~J.K.Rowling

Kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi:
 '' Küçük bir kasaba hakkında büyük bir roman!''


Parça parça kasabada yaşayan, olaylarda etkin olan her insanı anlatıyor kitap. Farklı aileleri, farklı insanları detaylı bir şekilde işlemiş J.K.Rowling.
591 sayfalık kitabın ortalarından sonra ne zaman bitecek düşüncesine dalıyor insan. Bazı kısımlar durağan ve sıkıcı geliyor. Ama ara ara oldukça hareketli bi hal alıyor. 

Bir belediye meclis üyesi aniden ölüyor ve ardından olaylar başlıyor. 
Ben bazı kitapları okurken son sayfayı merak eder okurum. Bu kitapta da artık bitmeyecek mi diye düşünürken son iki sayfaya bir göz attım. Tüm sıkıntıların biteceğini güzel bir sonun beklediğini düşünürken olaylar öyle bir hal aldı ki inanamadım sonuna. Tam bir kasaba trajedisi.
Önce kitabın sonunu okuyan insanlar için büyük bir darbe.

Bazı yerlerde sürükleyip götürse de okumayı bıraktığım zaman hala bitmemiş olması bıkkınlık verdi kitabın. Sonunu bugün okudum. Böylesine uzun bir kitap okuyacağım zaman onun fantastik ya da daha fazla entrikalarla dolu olmasını tercih ederim. Boş Koltuk ise oldukça gerçekçi bir kitap olduğu içindi tüm bıkkınlığım muhtemelen. 

Gerçek hayatta bu insanlar gerçekten var. Bunu biliyor olmak asıl can sıkıcı nokta.
Kitaptaki olaylar ve kişiler hakkında detay vermek istemiyorum okuyacak olanlar için. 
Okunması gereken bir roman.


Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

26 Şubat 2017 Pazar

Kırmızı Pazartesi ~~~Gabriel Garcia Marquez


Gabriel Garcia Marquez.
Kendisiyle tanışmam Yüzyıllık Yalnızlık ile oldu. Ve yazara hayran olmamak elde değil.
Birçok insan için oldukça yorucu karmaşık bir anlatımı var. Benim için öyle değil. Sonuçta herkes yapamaz bunu. 


Kırmızı Pazartesi de insanda şaşkınlık uyandıran bir öykü. Bir insanın öldürülüşünü anlatıyor. Aslında o küçük kasabada yaşayan herkes de biliyor adamın öldürüleceğini. ''Santiago Nasar'' ölecek olan adamın ismi, kitabın başlangıcı:
''Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05:30'da kalkmıştı.''
Sürpriz son bekleyenler için yazılmamış olsa da öyle sürükleyici bir şekilde ilerliyor. İkiz kardeşler Santiago Nasar'ı öldüreceklerini kime söylediyse, sonunu bildiğim halde yine de içimde bir umut yeşerdi belki biri durdurabilir diye. Oysa ki zaten ölecekti, biliyordum. Sanki ben öyle düşündükçe kitabın 35 yıllık sonu değişecekmiş gibi.
Şimdi düşününce gülüyorum kendime.
:)

Tüm kasaba biliyordu, neredeyse herkes hatta öldürülmeden önce karşılaşan insanlar bile biliyordu ama kimse uyarmadı. Kimse inanmadı onu öldüreceklerine, kimse durdurmaya çalışmadı katilleri.  Herkes nasıl oluyor da böylesine umursamaz oluyor, bu nasıl boşvermişlik. Aslında umursamamak değil başka bir şey, tarif edemediğim bir şey. 
Kitaplardaki ya da filmlerdeki olaylarda ben hep kendimi düşünürüm. Kendimi onların yerine koyarım. Birisi bana birini öldüreceğini söylese ben ne yapardım diye düşündüm. Şaşırmak, duruma göre inanmamak veya polise gitmek aklınıza gelebilecek birçok tepki var kitapta hepsiyle karşılaşıyorsunuz zaten. Tüm bunlara rağmen adam öldü. Engellenmesi çok kolay olduğu için inanması zor bir cinayet.

Marquez yine beni şaşkınlık ve hayranlık içinde bıraktı. Nobel kendisine biraz geç verilmiş bence, ödül almadan önce de geçirdiği 20 yıllık bi yayın hayatı var. 

Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

25 Şubat 2017 Cumartesi

Olağanüstü Bir Gece ~~~ Stefan Zweg

Ocak-Şubat-Mart hedefim diye yazdım ama şubatın ortasına kadar hiç kitap okumadım. Aldığım kararları uygulama konusunda oldukça başarılıyım değil mi?
Gerçi bunda o sırada okuduğum kitabın beni çok yormuş olması da etken.
Elimdeki kitabı değiştirdiğim andan itibaren akıcı bir şekilde okumaya devam ettim. Bir hafta içinde üçüncü kitabımı okumaya başladım bile. :)


Olağanüstü Bir Gece ise tam anlamıyla müthiş. Kısa bir zaman dilimi içinde bir adamın hislerinin canlanışını anlatıyor. Kitaptan adrenalinin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu anlıyoruz. :) Sadece bu da değil aslında ele alınan gerçek duyguları yansıtan hislerin temelinde birilerini mutlu etmek için yapılan eylemler de yer alıyor. Bu açıdan gençlere okutulması gerekli çünkü ergenlik dönemindeki umursamazlık ve bencillik kimisinde fazlasıyla kalıcı olabiliyor. 

Anlatımın çok iyi olduğuna, kurgunun ve ifadelerin, hislerin derinlemesine anlatımının gerçekliğini ne derece artırdığından bahsetmeme gerek okuyunca hissediyorsunuz. 
Birkaç saat içinde bitiverir.

'' ...İlk kez iyiliğin ve kötülüğün insanın içinde yaratabileceği haz adına ne varsa hepsini hissettim, fakat benim nerelere vardığımı asla bilemeyeceksiniz, beni asla tanıyamayacaksınız: Ey insanlar, siz benim sırrımı nereden bileceksiniz! ''

'' Fakat acı olsun, haz olsun, korku olsun, dehşet veya pişmanlık olsun, hiçbirini tek ve diğerlerinden ayrı hissetmedim, hepsi iç içe geçip erimişti; sadece hissettiğimi, yaşadığımı nefes aldığımı duyuyordum. Ve yıllardır unutmuş olduğum bu en basit, en temel duygu beni sarhoş etti. otuz altı yıllık hayatımın hiçbir anında, canlı olduğumu bu baş döndürücü bir saat boyunca hissettiğim kadar coşkuyla hissetmedim. ''


Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

8 Şubat 2017 Çarşamba

Kahveli Sohbet *

Hadi hadi alın kahvenizi gelin azıcık sohbet edelim..


Aslında söyleyecek çok şey var da böyle bi yazayım deyince zorlanıyor insan. Kısaca bahsedeyim neler yaptığımdan. Hiçbir şey yapmıyorum! Bildiğin hiçbir şey yani. O kadar basit.

3 Ocak 2017 Salı

2017'nin İlk Hediyesi

^^Hediye zamanı^^
Hediye vermeyi ve almayı çok seven biriyim. Daha çok almayı sevdiğimi itiraf etmeliyim. Kim sevmez ki zaten. :)

Bu hediyem de kuzenime nasipmiş. Aslında bir ay kadar önce internetten kitap alışverişi yapmıştım. Bu kitabı ise çevremde sevebileceğini düşündüğüm insanlar vardı. Bu nedenle iki tane sipariş vermiştim. Ne de olsa Harry potter ile büyüyen bir nesildik. Ben küçükken baktığım her yer Harry potter posterleri ile doluydu. Bu aşşırının aşşırısı hayranlık benden kardeşime, kardeşimden kuzenime, onlardan diğer kuzenlerime bulaştı. Evet ben görevimi yaptım ve nesilden nesile aktardım. Hala severim ama eskisi kadar büyük bi bağımlılığa sahip olduğum söylenemez. Büyüdükçe hayalperest dünyam hiç değişmese de yeni kahramanlar keşfettim artık. Hatta artık haddinden fazla oldular :)


31 Aralık 2016 Cumartesi

2016

Geçen sene 2016ya girmeden bir iki hafta önce anneannemi kaybettik. Uzun yıllardır kanser hastasıydı, son zamanları çok zor geçmişti. Yoğun bakımda uzun süre geçirdikten sonra pes etti vücudu, çalışan organı kalmamıştı. İşte böyle acıyla başlayan acı dolu bir yıl oldu.
2017'ye dair umutlar büyük. 



❤︎ Ocak'ta ev çok soğuktu. Kaloriferden bahsetmiyorum, manevi soğukluk. Çünkü annem anneannemin vefatını kaldıramadı. Onun için fazlasıyla zor bir süreçti. Ben kendimi tamamen ders çalışmaya vermiş kpss çalışıyordum. Herkes işinde gücünde gibi görünse de annemin içindeki boşluk fazlaca hissediliyordu. Cenazeden sonra teyzemle anneannemin eşyalarını boşaltırken cüzdanından çıkan paradan kardeşime ve bana (ya 20 ya 15 çok hatırlamıyorum ) para verdi teyzem. O parayla kitap alıp ömür boyu saklarım diye düşündüm. Ve ''Şeker Portakalı'' böylece girdi hayatıma. Ocak ayında aldım ve okudum. Anladım ki en doğru tercihi yapmışım. Çünkü benim çocukluğumdaki şeker portakalım anneannemdi, beni o büyüttü. ❤︎ Çok yakın arkadaşlarımdan Sedef'in nişanı vardı ocak sonunda. Ev içinde, çok güzel oldu ve bir çok aşamasına şahit olmak, katkıda bulunmak çok güzel. Bir önceki sene de diğer bir arkadaşımı nişanlamıştım. 

11 Aralık 2016 Pazar

Beklemek

Bugün zor bir cumartesi. 
Dert dolu, göz yaşı dolu.
 En baştan bitik başlamıştım güne. 
Uykudan gözlerim ağrıyarak, başım ağrıyarak uyandım. 
..

4 Aralık 2016 Pazar

Pazar Sohbeti- Gabriel Garcia Marquez-Doğu Avrupa'da Yolculuk*

Dört gündür spor yapmıyorum. Kendimi çok suçlu hissediyorum. 


Ve bu incecik kitap kaç gündür elimde bekliyor, her elime aldığımda 3-4 sayfa ilerleyip bırakıyorum. Bunda yol kitabı olarak kullanmamın da etkisi var tabiki. Zaten arkadaşımı beklerken kitapçıya girip plansız bi şekilde aldım. 
İyi ki de almışım kitap öyle güzel ki.
Eğer tarih sever bir insansanız çok daha dolu dolu, doya doya okursunuz. Açıkçası bitmemesinden memnunum çünkü her elime aldığımda kendi kendime tarihsel büyük bir tartışmanın içinde buluyorum kendimi. 
Bilmeyenler için açıklayayım kitap yazarın ve yanındaki arkadaşlarının demir perde ülkelerine yaptıkları ziyareti anlatıyor. Tabi bu arada demir perde olarak anılan ülkelerin neler olduğu, neden demir perde denildiği konusunda bilgili olarak okumak daha manalı olur. 
Demir perdenin arka planında büyük bir hezimet yatıyor. Büyük bir savaş yatıyor. Tabi ki ikinci dünya savaşından bahsediyorum. Canım Hitler hani ezip geçmişti ya dünyayı. İşte taaa o zamanlara dayanıyor alt yapısı. :)
Savaşlar elbette kötüdür ancak savaş konusunda benzer ( psikopatça) düşüncelere sahip olduğum iki tarihi kişilikten biri Hitler, diğeri de onun İtalyan versiyonu sevgili Mussolini. :) 
Ben kitabı okurken uzak diyarlara dalıp gidiyorum. İçimden kendimle tartışıp konuşuyorum, anlatıyorum. Bildiğimiz olaylar. Savaş falan. Lakin haklı oldukları ve gerçekten güzel şeyler yapmış oldukları konusunda kendimi mükemmel şekilde ikna ettikten sonra bir fark ediyorum ki bir saat geçmiş ve ben sadece 3 sayfa okumuşum. 


Normalde asla asla asla kitapları çizmem karalamam. Lakin kitapta öyle güzel ayrıntılı, olguların ve olayların tahlili var ki ilk defa bir kitapta kalem kullandım. Sonra baktım kitabın her sayfasını karalama ihtimalim var kıyamadım, bıraktım.
Parça parça okumalarımla ne kadar sürer bilmiyorum ama kitap bitsin, daha sonra baştan okuyacağım. Daha aklı selim, tamamen boş olduğum bir zaman, elime kalemi defteri alıp ders çalışır gibi kitap okuyacağım çünkü almam gereken çok not var. 

Galiba benim tarih bölümü okumam gerekiyormuş.

Tarih bölümü de okur muyum bilmiyorum. Önce yüksek lisansı bitirmem lazım. Bu dönemdeki tüm dersleri veririm inşallah. Bi akıma kapıldım gittim 4 ders birden seçtim hangi akla hizmet yaptıysam. Şimdi dönem sonu geldi ve ben yusuf yusuf.. Projeler bekliyor, çalışılacak şeyler bekliyor..Neyse canım dertlenmeyelim hemen hallederiz Allah büyük. :)

Ne diyordum konu çok dağıldı. Bu kitap okunmalı. Dolu dolu bilgi içeriyor, demir perde ruhunu yansıtıyor, anlamak isteyen okusun. 

Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

1 Aralık 2016 Perşembe

Kitapyurdu Alışverişim ve Yurtiçi Kargo

Geçen hafta bir akşam kitaplardan konuşuyorduk. Ben de o gün bir kitap bakmıştım ama almamıştım. Aradığım diğer bir kitabı da kitapçıda bulamamıştım. İnternet kitapçıları bir çok kitapsever için vazgeçilmez tabi ki. Ben de Kitapyurdu'nda gezmeye karar verdim malum D&R de kocaman bir arşiv oluşturdum bekliyor. Aynı işlemi burada da yapmazsam için rahat etmezdi. :)

Arkadaşıma hediye edeceğim kitap da dahil olmak üzere 9 kitap sipariş verdim ama kitaplardan biri temin edilemedi. Hediye kitap olduğu için ben temin edilenler gelsin dedim, bulunamayan kitap ücreti ise bir  sonraki alışverişimden düşecekmiş. Sistemlerini beğendim. 

28 Kasım 2016 Pazartesi

Pazartesi~ Dağ-2 Film Yorumum

Bugün Pazartesi. Kendi tarihime not düşmek gerekirse bugün güzel bir gündü diyebilirim. Gezip tozmaktan başka bir şey yapmadım. Günlük sporumu bile geceye bıraktım. 
Aslında böyle bir güne ne kadar güzel denebilir çok tartışmalı.

Onun dışında bugün sinemaya gittik. Dağ-2 filmini izledik.
Aslında ben pek o filmi izlemek istemiyordum. Bahar döneminde erkek arkadaşım askere gidecek. Düşüncesi bile çoğu zaman beni yıpratırken böyle bir yapımın beni fazlaca etkileyeceğini düşünüyordum.
Ama düşündüğüm şekliyle olmadı.

21 Kasım 2016 Pazartesi

Haftanın Şarkışı- Veda Busesi

Buldum.Buldum.Buldum.
Sonunda buldum. 
Geçen hafta müzik dinlerken aklıma yıllar önce dinlediğim bir şarkı geldi.
Aslında şarkıyı çok iyi bilmeme rağmen hatırlayamıyordum.
Hani olur ya dilinizin ucundadır ama bir türlü gelmez.
De-lir-dim!

Eskilerden bir şarkı, hani var ya, daha sonra bi kadın söylüyordu, cover yapılmış, 3-4 sene önce dinlemiştim o kadından, ama aslında daha eski, melodisi nıınııınııınnnnnııınıınn :) :)
Çok hüzünlü bir şarkı.

15 Kasım 2016 Salı

Bir Kutu Mutluluk

Ekim ayından beri 2017 için kendime ajanda yapmayı planlıyorum. Hem günlük sayfalar olacak, hem haftalık çizelgeler olacak, her ayın başında o ayın takvimi bulunacak, süslemek için stickerlar çıkartılacak, yıllık takvim oluşturulacak, hobi listesi, alışveriş listesi, sinema listesi, kitap listesi, okunacaklar- okunmuşlar listesi,.... derken uzayıp gidiyor. :)

13 Kasım 2016 Pazar

Birkaç Dakika

Hafifçe araladım gözlerimi. Yattığım yerin çaprazında kalan pencereden dışarıda nasıl sert bir rüzgar estiği görülebiliyordu. Ruhumda hissettim bir an. Rüzgar sanki içime doğru esip savuruyordu ortalığı. En azından yanı başımda duran yün kadar kararmamıştı bulutlar. Uzakta bir yerlerde kalmış güneş, gri bulutların altında göz kamaştıran ince bir parlaklık oluşturmuştu. Lakin tüm enerjisi bu kadardı.
...

10 Kasım 2016 Perşembe

Okunacaklar Listesi

Kitapları seven, elimden geldiğince kitap okumaya çalışan bir insanım ben. Hatta kitaplıklar, kütüphaneler benim için ayrı değerlidir. Bu huyum ya da alışkanlığım babamdan geçmiş olmalı. Ara ara internette kitapçıları gezer bakar bakar da doyamam kitaplara. Genelde Kızılay'da ya da herhangi bir avmde isem kesinlikle kitapçıları gezerim. 
Geçenlerde de D&R'ın online mağazasını geziyordum. Almak istediklerimi sepete bir atayım bakalım ne kadar tutacak diye düşündüm gezerken ekledim bir kısmını ama daha tam anlamıyla bitmeden bi bakayım dedim. ❤️  

8 Kasım 2016 Salı

Ani Misafir

Eve aniden gelen misafir ne kadar da zor değil mi? Bazen denk gelir mecbur kalırsın gidersin ama ben pek sevmiyorum aniden gelen misafiri. Kim sever ki zaten. 
Ama şöyle bir şey de var belki çok sevdiğiniz biri gelse durum çok farklı olabilir.
Bir kere çok daha fazla heyecanla, sevgiyle karşılarsın.
Misafiri memnun etmeye çalışırken aman hiç bir şey eksik olmasın diye değil de gerçekten yapmak istediğin içinden geldiği için yaparsın her şeyi.