book etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
book etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2018 Çarşamba

Wonder Woman ~ Savaşgetiren

Gününüz güzel başlasın, güzel geçsin. Benim için güzel başladı diyebilirim. En azından şuan aklımda olan işlerden birini tamamlayıp kitap yorumlarımdan birini yazıyorum. Aslında ben bu kitabı okuyalı biraz zaman oldu. 

Kitap kapak tasarımı olarak muhteşem. Benim gibi süper kahramanları çok seven biriyseniz hikaye ayrı muhteşem. 

13 Mayıs 2018 Pazar

Sineklerin Tanrısı

Merhaba yeryüzündekiler..
Okumaya etkinlik grubuyla başladığım Sineklerin Tanrısı'ndan bahsetmeden önce bir şey soracağım.
Sizce insanlar ne kadar kötü?
Bi de kötülük tanımı tam olarak ne sizin için?


Bir şeyleri ters yüz etmek bazen daha güzel olabiliyor. 
14 Nisan'da okumaya başlamıştım bu kitabı. Nisan ayı etkinliğim sadece kitap okumakla kalmayıp üç tane de ayrı sehir dışı gezmesi içerince normal bi süreçte bitmedi. 12 Mayısa kadar sarktı.  


Ben kitaptaki çocukları bir topluluk olarak değerlendirmek istemiyorum. Bence onlar tek bir kişiyi temsil ediyor. İnsanı temsil ediyor. Beni anlatıyor bile diyebilirim ki bu aslında çok da doğru bi yaklaşım olur. 
Her insanın içinde hem iyilik hem kötülük hem güç hem korku bulunur. Bizi birbirimizden ayıran bunların hangilerini kullandığımızdır. 
Adadaki çocukların her birinin davranışını muhtemelen ben de sergilerdim. Hatta acaba süregelen yaşantımda sergilediğim zamanlar oluyor mu diye düşünmüyor değilim.


Kitap üzerine konuşulacak çok şey var ama şuan onları yazabilecek güç yok bende. Stresli sıkıntılı bi günün üstüne kafam patlamak üzere. Hiçbir şeyi dert etmeyeceğim derken kendi kendime daha büyük dertler mi çıkarıyorum yoksa.. 
Adada olmak ne güzel olurdu.
En çok merak ettiğim şeylerden biri de Domuzcuk'un ismi neydi acaba?
Eğer yazar kitap yayınlanıp okunduktan sonra bunu birine söylediyse bana da söylesin biri lütfen. Araştırmaya üşendim. :)



7 Mart 2017 Salı

Boş Koltuk~~J.K.Rowling

Kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi:
 '' Küçük bir kasaba hakkında büyük bir roman!''


Parça parça kasabada yaşayan, olaylarda etkin olan her insanı anlatıyor kitap. Farklı aileleri, farklı insanları detaylı bir şekilde işlemiş J.K.Rowling.
591 sayfalık kitabın ortalarından sonra ne zaman bitecek düşüncesine dalıyor insan. Bazı kısımlar durağan ve sıkıcı geliyor. Ama ara ara oldukça hareketli bi hal alıyor. 

Bir belediye meclis üyesi aniden ölüyor ve ardından olaylar başlıyor. 
Ben bazı kitapları okurken son sayfayı merak eder okurum. Bu kitapta da artık bitmeyecek mi diye düşünürken son iki sayfaya bir göz attım. Tüm sıkıntıların biteceğini güzel bir sonun beklediğini düşünürken olaylar öyle bir hal aldı ki inanamadım sonuna. Tam bir kasaba trajedisi.
Önce kitabın sonunu okuyan insanlar için büyük bir darbe.

Bazı yerlerde sürükleyip götürse de okumayı bıraktığım zaman hala bitmemiş olması bıkkınlık verdi kitabın. Sonunu bugün okudum. Böylesine uzun bir kitap okuyacağım zaman onun fantastik ya da daha fazla entrikalarla dolu olmasını tercih ederim. Boş Koltuk ise oldukça gerçekçi bir kitap olduğu içindi tüm bıkkınlığım muhtemelen. 

Gerçek hayatta bu insanlar gerçekten var. Bunu biliyor olmak asıl can sıkıcı nokta.
Kitaptaki olaylar ve kişiler hakkında detay vermek istemiyorum okuyacak olanlar için. 
Okunması gereken bir roman.


Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

26 Şubat 2017 Pazar

Kırmızı Pazartesi ~~~Gabriel Garcia Marquez


Gabriel Garcia Marquez.
Kendisiyle tanışmam Yüzyıllık Yalnızlık ile oldu. Ve yazara hayran olmamak elde değil.
Birçok insan için oldukça yorucu karmaşık bir anlatımı var. Benim için öyle değil. Sonuçta herkes yapamaz bunu. 


Kırmızı Pazartesi de insanda şaşkınlık uyandıran bir öykü. Bir insanın öldürülüşünü anlatıyor. Aslında o küçük kasabada yaşayan herkes de biliyor adamın öldürüleceğini. ''Santiago Nasar'' ölecek olan adamın ismi, kitabın başlangıcı:
''Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05:30'da kalkmıştı.''
Sürpriz son bekleyenler için yazılmamış olsa da öyle sürükleyici bir şekilde ilerliyor. İkiz kardeşler Santiago Nasar'ı öldüreceklerini kime söylediyse, sonunu bildiğim halde yine de içimde bir umut yeşerdi belki biri durdurabilir diye. Oysa ki zaten ölecekti, biliyordum. Sanki ben öyle düşündükçe kitabın 35 yıllık sonu değişecekmiş gibi.
Şimdi düşününce gülüyorum kendime.
:)

Tüm kasaba biliyordu, neredeyse herkes hatta öldürülmeden önce karşılaşan insanlar bile biliyordu ama kimse uyarmadı. Kimse inanmadı onu öldüreceklerine, kimse durdurmaya çalışmadı katilleri.  Herkes nasıl oluyor da böylesine umursamaz oluyor, bu nasıl boşvermişlik. Aslında umursamamak değil başka bir şey, tarif edemediğim bir şey. 
Kitaplardaki ya da filmlerdeki olaylarda ben hep kendimi düşünürüm. Kendimi onların yerine koyarım. Birisi bana birini öldüreceğini söylese ben ne yapardım diye düşündüm. Şaşırmak, duruma göre inanmamak veya polise gitmek aklınıza gelebilecek birçok tepki var kitapta hepsiyle karşılaşıyorsunuz zaten. Tüm bunlara rağmen adam öldü. Engellenmesi çok kolay olduğu için inanması zor bir cinayet.

Marquez yine beni şaşkınlık ve hayranlık içinde bıraktı. Nobel kendisine biraz geç verilmiş bence, ödül almadan önce de geçirdiği 20 yıllık bi yayın hayatı var. 

Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

25 Şubat 2017 Cumartesi

Olağanüstü Bir Gece ~~~ Stefan Zweg

Ocak-Şubat-Mart hedefim diye yazdım ama şubatın ortasına kadar hiç kitap okumadım. Aldığım kararları uygulama konusunda oldukça başarılıyım değil mi?
Gerçi bunda o sırada okuduğum kitabın beni çok yormuş olması da etken.
Elimdeki kitabı değiştirdiğim andan itibaren akıcı bir şekilde okumaya devam ettim. Bir hafta içinde üçüncü kitabımı okumaya başladım bile. :)


Olağanüstü Bir Gece ise tam anlamıyla müthiş. Kısa bir zaman dilimi içinde bir adamın hislerinin canlanışını anlatıyor. Kitaptan adrenalinin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu anlıyoruz. :) Sadece bu da değil aslında ele alınan gerçek duyguları yansıtan hislerin temelinde birilerini mutlu etmek için yapılan eylemler de yer alıyor. Bu açıdan gençlere okutulması gerekli çünkü ergenlik dönemindeki umursamazlık ve bencillik kimisinde fazlasıyla kalıcı olabiliyor. 

Anlatımın çok iyi olduğuna, kurgunun ve ifadelerin, hislerin derinlemesine anlatımının gerçekliğini ne derece artırdığından bahsetmeme gerek okuyunca hissediyorsunuz. 
Birkaç saat içinde bitiverir.

'' ...İlk kez iyiliğin ve kötülüğün insanın içinde yaratabileceği haz adına ne varsa hepsini hissettim, fakat benim nerelere vardığımı asla bilemeyeceksiniz, beni asla tanıyamayacaksınız: Ey insanlar, siz benim sırrımı nereden bileceksiniz! ''

'' Fakat acı olsun, haz olsun, korku olsun, dehşet veya pişmanlık olsun, hiçbirini tek ve diğerlerinden ayrı hissetmedim, hepsi iç içe geçip erimişti; sadece hissettiğimi, yaşadığımı nefes aldığımı duyuyordum. Ve yıllardır unutmuş olduğum bu en basit, en temel duygu beni sarhoş etti. otuz altı yıllık hayatımın hiçbir anında, canlı olduğumu bu baş döndürücü bir saat boyunca hissettiğim kadar coşkuyla hissetmedim. ''


Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

4 Ocak 2017 Çarşamba

Ocak-Şubat-Mart Hedefim^^

Kendime kocaman bir kütüphane yapmak istiyorum. Keşke mümkün olsa değil mi? Kitap okumayı sevip, kitaplara değer veren her insanın hayallerinde vardır bu. 

Ben kendime öncelikli okunacaklar için minik bir liste yaptım ama genelde yaptığım listeler karışır, kafama göre okurum. Yine araya farklı kitaplar girecek gibi görünüyor. 




Kitapların bazılarını almıştım zaten elimde var. Muhtemelen öncelikli olarak onlardan başlayacağım. Aklımda o kadar çok okunacak var ki...


4 Aralık 2016 Pazar

Pazar Sohbeti- Gabriel Garcia Marquez-Doğu Avrupa'da Yolculuk*

Dört gündür spor yapmıyorum. Kendimi çok suçlu hissediyorum. 


Ve bu incecik kitap kaç gündür elimde bekliyor, her elime aldığımda 3-4 sayfa ilerleyip bırakıyorum. Bunda yol kitabı olarak kullanmamın da etkisi var tabiki. Zaten arkadaşımı beklerken kitapçıya girip plansız bi şekilde aldım. 
İyi ki de almışım kitap öyle güzel ki.
Eğer tarih sever bir insansanız çok daha dolu dolu, doya doya okursunuz. Açıkçası bitmemesinden memnunum çünkü her elime aldığımda kendi kendime tarihsel büyük bir tartışmanın içinde buluyorum kendimi. 
Bilmeyenler için açıklayayım kitap yazarın ve yanındaki arkadaşlarının demir perde ülkelerine yaptıkları ziyareti anlatıyor. Tabi bu arada demir perde olarak anılan ülkelerin neler olduğu, neden demir perde denildiği konusunda bilgili olarak okumak daha manalı olur. 
Demir perdenin arka planında büyük bir hezimet yatıyor. Büyük bir savaş yatıyor. Tabi ki ikinci dünya savaşından bahsediyorum. Canım Hitler hani ezip geçmişti ya dünyayı. İşte taaa o zamanlara dayanıyor alt yapısı. :)
Savaşlar elbette kötüdür ancak savaş konusunda benzer ( psikopatça) düşüncelere sahip olduğum iki tarihi kişilikten biri Hitler, diğeri de onun İtalyan versiyonu sevgili Mussolini. :) 
Ben kitabı okurken uzak diyarlara dalıp gidiyorum. İçimden kendimle tartışıp konuşuyorum, anlatıyorum. Bildiğimiz olaylar. Savaş falan. Lakin haklı oldukları ve gerçekten güzel şeyler yapmış oldukları konusunda kendimi mükemmel şekilde ikna ettikten sonra bir fark ediyorum ki bir saat geçmiş ve ben sadece 3 sayfa okumuşum. 


Normalde asla asla asla kitapları çizmem karalamam. Lakin kitapta öyle güzel ayrıntılı, olguların ve olayların tahlili var ki ilk defa bir kitapta kalem kullandım. Sonra baktım kitabın her sayfasını karalama ihtimalim var kıyamadım, bıraktım.
Parça parça okumalarımla ne kadar sürer bilmiyorum ama kitap bitsin, daha sonra baştan okuyacağım. Daha aklı selim, tamamen boş olduğum bir zaman, elime kalemi defteri alıp ders çalışır gibi kitap okuyacağım çünkü almam gereken çok not var. 

Galiba benim tarih bölümü okumam gerekiyormuş.

Tarih bölümü de okur muyum bilmiyorum. Önce yüksek lisansı bitirmem lazım. Bu dönemdeki tüm dersleri veririm inşallah. Bi akıma kapıldım gittim 4 ders birden seçtim hangi akla hizmet yaptıysam. Şimdi dönem sonu geldi ve ben yusuf yusuf.. Projeler bekliyor, çalışılacak şeyler bekliyor..Neyse canım dertlenmeyelim hemen hallederiz Allah büyük. :)

Ne diyordum konu çok dağıldı. Bu kitap okunmalı. Dolu dolu bilgi içeriyor, demir perde ruhunu yansıtıyor, anlamak isteyen okusun. 

Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

1 Aralık 2016 Perşembe

Kitapyurdu Alışverişim ve Yurtiçi Kargo

Geçen hafta bir akşam kitaplardan konuşuyorduk. Ben de o gün bir kitap bakmıştım ama almamıştım. Aradığım diğer bir kitabı da kitapçıda bulamamıştım. İnternet kitapçıları bir çok kitapsever için vazgeçilmez tabi ki. Ben de Kitapyurdu'nda gezmeye karar verdim malum D&R de kocaman bir arşiv oluşturdum bekliyor. Aynı işlemi burada da yapmazsam için rahat etmezdi. :)

Arkadaşıma hediye edeceğim kitap da dahil olmak üzere 9 kitap sipariş verdim ama kitaplardan biri temin edilemedi. Hediye kitap olduğu için ben temin edilenler gelsin dedim, bulunamayan kitap ücreti ise bir  sonraki alışverişimden düşecekmiş. Sistemlerini beğendim. 

20 Ocak 2014 Pazartesi

Mutluluğun Öteki Yüzü- Sere Prince Halverson


Bu yıl ki 50 kitap okuma hedefimin ilkini tamamlamış bulunmaktayım. Mutluluğun öteki yüzü benim kazandığım ilk çekiliş hediyemdi. Yazın okumaya başlamıştım ancak bir yerde fena dağıtıyor insanı ve o dönem gerçek hayatta da bazı üzücü şeylerle karşılaşmıştım. Yarım kalmıştı kitabım. 



Tasarım olarak o kadar güzel ki ben ayracını koparıp kullanmaya bile kıyamadım.
Konusu annelik üzerine daha doğrusu iki kadının yaşadıkları ve aralarındaki annelik savaşı. Sonuçta kazanan her zaman anneler olur! :)


Kitabı okumanızı tavsiye ederim, bir dönem Amerikan tarihini de biraz içinde barındırıyor. Duygu yüklü bir kitap kesinlikle. Okuyunca anlıyorsunuz ki aslında mutluluk dediğimiz şeylerin çoğu yaşadığımız acılardan doğuyor. Her mutsuzluğumuzu, kaybımızı, hüznümüzü yenip tekrar başlama, savaşıp elindekileri kaybetmeme, aradığımız huzuru bularak elde edilen mutluluklar kadar kıymetlisi yok bu hayatta. 

Her zaman mutlu kalmanızı dilerim. 


Sevgilerle... Hgk Günlükleri...