5 Eylül 2013 Perşembe

❤ İyi Ki Doğdun Elif ❤

Bugün Elif'in doğum günü. İyiki doğdu benim canım arkadaşım. Şimdi kilometrelerce uzakta olsa da ben kendi kendime parti yaptım, onun doğum gününü kutladım. :)


Nasıl olmuş baş harflerimiz.  
Ayy sevgili gibi sanki.



Bu da ben... Elif'in doğum günü partisinde çılgınlar gibi eğlenirken.  



Elif demek benim için bol bol sabır çekmek demek. 
Saatlerce tarif ettiğin yolun bulunamaması demek.
Kendini AKUT gibi hissetmek demek. 


Elif demek anneannesinin evini karargah olarak kullanmak demek.
Mafya babasının hikayelerini dinlemek demek.
Sheraton'a yolculuk demek.


Elif demek sinirlendiğinde sevmek demek. 
Onu her zaman dövmek istemek demek. 
Tıp okuyor diye onun yerine hava atmak demek .

Elif demek insanın en saf haliyle arkadaş olmak demek.

Doğum günün kutlu olsun Elif'im.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

❤ Rengarenk Arkadaş Candır ! ❤

Bundan tam olarak kaç bilemesem de yıllar öncesinden kendimi tanımlarken kullandığım kelimelerden biriydi ^^ Rengarenk^^. Tabi yıllar geçti o havai dönemlerin üstünden. Ben çoktan unutmuştum rengarenk'i bir yerlerde kullandığımı. Neyse efendim geçen sene sınıf arkadaşım-oda arkadaşım-okuldaki tek samimi arkadaşım olan insan blog açtığını söyledi. Aaaa bir baktım ''Rengarenk Yakamoz'' ! Benim arkadaşlarım da benim gibi rengarenk olmalı zaten başka türlüsü kabul edilemez. :) 

Benim bu güzel arkadaşım geçen hafta pazartesi bize oturmaya geldi. Gelirken de bana hiç bir yere sığmayan, zar zor getireceği bir hediyesi olduğunu söyledi. Tabi ben meraktan durabilir miyim ki hiç. Bir an önce hediyeme kavuşmak için haftanın ilk günü gel dedim. :)

 İşte burası benim odam. Yatakta oturan rengarenkyakamoz, çöp poşetine sarılmış olan şey ise hediyem. :)
 Yavaş yavaş açmaya başladım paketi, o ince mavi poşeti çıkarınca pırıl pırıl parladı.
 Altından bir de ikea paketine sarılmış olarak çıkınca sordum oradan mı diye ama değilmiş.
 İşte kat kat sarıp sarmalanmış, el emeği göz nuru kahve sehpam. :) En sevdiğim renklerle en sevdiğim tarzda boyamış benim için. Elleri kolları dert görmesin canım arkadaşımın. İhtiyacımı da iyi bildiğinden kaçırmamış. İyiki de erken davranmış bunu vermek için çünkü ben aynısını, onun aldığı yere sormuştum zaten. Annem boyamam için kendine ekmeklik aldı, bende onu ve elimdeki diğer işleri bitirdikten sonra boyarım diye almamıştım. Aynı şeyi düşünmüşüz ne güzel. :)   
 Mini bir hediye daha var. Açalım bakalım o neymiş?
Sehpa hiç boş olur muymuş? Kavanozdan vazo yapmış içine de ilkokuldan kurutup sakladığı çiçeklerini ve tütsüler koymuş. Gerçi o gece yere düşürerek biraz sarstım onları ama hep saklayacağım. ❤ 

Bizde kalması için çoook ısrar ettim ve annesini de ikna edince rengarenkyakamoz benimle kaldı. Beraber rengarenk bir gün geçirdik.

❤ Rengarenk arkadaşıma Rengarenk öpücükler ❤ 




31 Temmuz 2013 Çarşamba

Tel Örgülerde Gizli Bahçe

Sevgili dostlar merhaba;

Naber? 

Ben artık dayanamıyorum, sabrım kalmadı dostum yaa ne yapacağım böyle. Daha iki gün var stajımın bitmesine. Koskoca bir ay geçti bu hafta geçmek bilmiyor yahu! İşim olsa tamam ama yapacağım herhangi bir iş de yok. Ayrıca sürekli blogla ilgilenmek için de hiç elverişli bir konumda oturmuyorum. Fotoğraf düzenlerken baya sıkıntıya giriyorum. Genelde insanların toplantıya gittiği, öğle arasına çıktığı zamanları kolluyorum.

Buraya gelmek için her sabah binbir zorlukla kalkmama rağmen, yoluma güzellikler katan bir yer var benim. Gittiğim ilk gün fark etmedim. Bir parkın kenarından geçiyorum, köprüden geçtikten sonra servisi beklediğim yere geliyorum.  Köprüden sonraki o yol benim için yolun kenarındaki tel örgü ve hemen dibinde bitmiş gereksiz otlar olan bir yerden ibaretti.

 İkinci ya da üçüncü gün olacak bir şey fark ettim. O tel örgülerin arkasında yeşillikler devam ediyordu. Çeşit çeşit bitki vardı içeride küme küme. İlk gördüğümde ‘burası sera mıymış?’ diye geçirdim içimden. Dikilmek için topluca üretilip satılıyor diye düşünüyordum oradaki bitkiler için. Baya da güzel düzenlemişler mini bir havuzu ve çardağı olan bir yer.


O an neye odaklandıysan ondan başka bir şey fark edemiyorsun işte. İlk iki gün görmedim bile hemen yanından geçtiğim bahçeyi. Neyse yeteri kadar uzattım lafı fotoğraflara geçelim artık. Bol bol fotoğraf çektim.



Resim 1: Önünden geçtiğim park.


Resim 2: Köprüye çıkarken parkın görüntüsü.


Resim 3: Köprünün üzerinden parktaki çardak. 
Nasıl güzel görünüyor değil mi? Sabah sabah insanın uykusu da olunca gidip yeşilliklere uzanası geliyor.


Resim 4: Köprünün diğer ucunda başlayan teller. 
İnsanın nasıl ilgisini çekebilir ki bunlar.


Resim 5: Aslında orada olanlar. 


Resim 6: Sadece yeşillik değil bir sürü de tavşan var.


Resim 7: Bunlardı işte benim sera diye düşünmeme sebep.


Resim 8: 'İnsanların sabah sabah ne yapıyo bu manyak' bakışları altında soktum fotoğraf makinemi tellerin arasına. Mini mini çamlar çok şirin yaa. Pek gözükmemiş ama tam ortada minik mavilik var orası havuzun olduğu yer. Hemen arkasında da yeşil bir çatı var orası da çardağın olduğu yer.


Resim 9: Dümdüz yola bakarsan göreceğin manzara da bu şekilde.


Resim 10: Tam ben buradayken bir tavşan yan taraftan önümdeki bitkilerin arasına hoplaya zıplaya geldi. 


Resim 11: Böyle büyük büyük ağaçların gölgesinde kümelenmiş bitkilerin her biri ayrı bir çeşit. Onların o toplu görünümünü canlı canlı izlemelisiniz içiniz huzurla dolar.


Resim 12: Sürprizzzzzzz.....
Fotoğraf çekmeyi bitirip yürümeye devam ettiğimde bir de baktım ki ne var?


Resim 13: O kadar masum o kadar sevimli ki anlatamam.Günün sürprizi oldu benim için.


Resim 14: Birden bire fotoğraf çekip elimi uzatınca korkuttum yavrucağı, atlayıverdi bahçeyle yol arasındaki çöplüğe. Bir süre bekledi orada bende durdum rahatsız etmeden izledim onu. 


Resim 15: O da beni uzun uzun izledi, sonra alıştı tekrar çıkmaya karar verdi.


Resim 16: Parmaklıkların arasında dolaşırken sürekli de kendni kaşımaya çalışıyordu. Sanırım bitli pireli :)


Resim 17: Açık sarı renkli cinsiyetini bilmediğim yavrucuk bana alıştı elimi uzatınca korkmaz oldu. Hatta parmağımla kafasına dokundum ama çekti kendini hemen. Tam birbirimizi sevmeye başlamıştık ki bir baktım servis gelmiş arkamda. Mecburen ayrıldım. 
Aslında atsaydım çantamın içine, alsaydım yanıma diye düşündüm ama fabrikaya getirip kediyi ne yapacağım. Yakınlarda büfe yoktu yemek almak istedim ama hiç bir çare bulamadım. Bırakıp giderken çok üzüldüm. 

Bundan sonra yanımda birazcık kedi-köpek maması mı taşısam. Böyle durumlarda yardımcı olabilmek için. Olabilir ama her zaman da taşımak zor olur tabi.

:) Her sabah yolumu güzelleştiren şeyler işte bunlar. (:
:)(:


26 Nisan 2013 Cuma

'Seni Seviyorum' analizi


2 gün önce dolmuştayım eve geliyorum. Dolmuş bir yerde durdu, bir kız binecek. Kız tek tek bütün arkadaşlarını öptü ve giderken '' Sizi Seviyorum'' dedi, bindi dolmuşa. Bende en önde oturduğumdan oldukça rahat bir şekilde gördüm ve duydum, hata payı yok. :)

Sonra düşündüm ben neden arkadaşlarıma onları sevdiğimi söylemiyorum diye. Hemen oracıkta söylemeye karar verdim. Yakın olduğum, sürekli görüştüğüm 7 kız arkadaşıma aynı mesajı attım. 

' Seni seviyorum ㋡ '

Merakla bekledim ne cevap gelecek diye, muhtemelen hepsi yanlış attığımı düşünecekti. Tam da tahmin ettiğim gibi oldu. Yazıyorum işte gelen mesajları olduğu gibi. :)

Ben: Seni seviyorum ㋡
Ebru: Bende de niye ki =) ( Ebru 4 yıllık çok samimi arkadaşım)
Ben: Anlatırım sonra sebebini㋡ ( seni seviyorum diyene sebep mi sorulur bebeğim sana öğretmem gereken şeyler var anlaşılan.)

Ben: Seni seviyorum ㋡
Elif: Canım ya, ben de seni seviyorum㋡ galiba ......'a atacakmışsın gibi duruyor㋡
Ben:Yok sanaydı yavrum. ( Elif de 4 yıllık aynı arkadaş grubundan arkadaşım, en saf, en temiz olanımız bundan sonraki mesajları da gayet güzeldi.) 

Ben: Seni seviyorum ㋡
Emine: Ne alaka ㋡   ( o sırada telefon yanımda değildi mesajını görmemiştim)
Emine: Ben de seni seviyorum da nerden esti beybi .d hediye alayım diye mi yaptın ㋡    (ben hala görmüyorum)
Emine: Canım hayır mı
Ben: Hayır hayır ㋡    ( daha sonrasında da bana ne getircen diye sorup durdu iyi ki söyledim seviyorum diye, çıkarcı olmuş anacım millet ) :) :) :) 

Ben: Seni seviyorum ㋡
Oda arkadaşım: Bende seni aşkım...     ( Birbirinden bıkmış usanmış iki sevgiliden farkımız yoktur.)
Ben: ok beybi      ( kısa ve net )                     

Ben: Seni seviyorum ㋡
Şilan: Kuzum bende seni seviorm mardine geldm dnym gelcm gormeye    (aynen yazdım tüm mesajları okumakta zorlanırsanız: 'kuzum bende seni seviyorum, Mardin'e geldim, döneyim geleceğim görmeye' )
Ben:Tamam yavrum konuşur ayarlarız

Ben: Seni seviyorum ㋡
Sümeyye: Bende seni seviyorum kanka ama hayırdır bu mesaj bana mıydı
Ben: evet kanka㋡
Sümeyye: Bende seni seviyorum kanka㋡          ( 10 bin yıllık arkadaşım olur arkadaştan da öte tesadüf o gün de doğum günüydü onun )

Ben: Seni seviyorum ㋡
Aysun:                              ( kendisinden hala cevap alınamadı)
(Aysun da 4 yıllık arkadaş grubundan aynı yerdeydik onlarla, ertesi gün telefondan geçerli açıklamasını yaptı sorun yok yani :) )

İşte bunlar benim arkadaşlarım. Onları sevdiğimi söylediğimde şaşıran insanlar, insan sevmese arkadaş olur mu hiç. Ama şaşırmaları genel olarak duygularımızı ifade etmediğimizden kaynaklanıyor. Daha önce belki de sadece bizim kızlara '' Ebru, Aysun, Elif '' söylemişimdir seni seviyorum diye. Ama Sümeyye'yle çok olmuştur kesin böyle muhabbetimiz, hatta oldu şu an hatırladım. Eeee olmasın mı 10 bin yıllık arkadaşım sonuçta. :)

Aynı mesajı sevgilime de attım. Ama onun şaşırmasına gerek yoktu, her gün kaç kere söylüyoruz birbirimize. Onun karşılaştırmasını yapmaya gerek yok elbet, arada dağlar kadar fark var. 

Arkadaşlarıma gelince; ben gerçekten biliyorum kimin, nasıl yazdığını o cevapları. Hepsi de okuyacak bu yazıyı neyse kötü bir şey demeyim varsa bile. :) 
Öptüm sizi canlar..... 

İnsanların tepkisini ölçmek, kim ne diyecek, görmek benim için çok zevkli oldu. Siz de deneyin bence. Seni seviyorum dediğinde arkadaşının cevabı ne olmalıdır bunu az çok kendin biliyor oluyorsun zaten. Kimi cevap çok mutlu etti, kimi düşündürdü, kimi güldürdü. Ama iyi eğlendim. Daha sonra aramızda geçen mesajlaşmaları yazmadım tabi ben, sadece ilk cevaplar var. Daha sonra hayatıma giren arkadaşlarıma da yapmayı düşünüyorum bunu. Çekinmeden deneyin, ''Seni seviyorum'' deyin ve cevabı bekleyin. :)

Sizi seviyorum sevgili izleyicilerim....♥




11 Nisan 2013 Perşembe

2.yılımızda 3.doğum günümüz ♥ ♥ ♥



Tam dolu dolu 2 sene geçirdik beraber. Güldük, eğlendik, üzüldük, ağladık, ne olursa olsun hep sevdik, ne kadar katlanamadığımız şey de olsa hiç vazgeçmedik. Çok mutlu olduk hem de çooook. :) Benim prensim bugün beni prenses yaptı. Bakın nelerle süsledi beni. :) 


Kolye, küpe, bileklik, yüzük, bilezik, ve prenses tacı. Hepsi de ışıl ışıl, çok güzel.


Ben bunu hiç çıkarmam ki kafamdan, okula da böyle giderim. Aşırı şık, aşırı güzel bir şey. Kullanmaya kıyamazken saatlerdir başımda. :) Teşekkürler prensim. 


Akşam oldu mecburen yurda döndüm. Dolaptan eşyalarımı alıyorum, bakıyorum falan derken bir hışırtı duydum, baktım orada bir şey var. Bakar körüm resmen, hiç farketmedim dolabıma hediye saklanmış hem de kocaman paket. '' Bu ne be!'' diyerek aldım. Baktım çok güzel bir şey.



İşte o güzel paketin içinden çıkan güzel hediyeler...Kutu içinde çok şık bir kupa. 
Teşekkürler rengarenkyakamoz :)

Bir doğum gününün daha sonuna geldik. Bir sonraki sene buluşmak dileğiyle. :) :) 




10 Nisan 2013 Çarşamba

İşte bugünün anlam ve önemi :)

10 NİSAN...    10 NİSAN...     10 NİSAN...     10 NİSAN...  !

Bugün benim doğum günüm ♥


İşte ilk doğum günü pastam. İlk diyorum çünkü devamı gelecek.. :) Sağolsun oda arkadaşlarım bana hiç çaktırmadan sürpriz yaptılar. :) :) :) 


Nasıl da abanmışım pastaya demi? Ortadan ikiye böldüm kalbi. Sonra büyük bir zevkle dilimleyip tabaklara servis yaptım. :)

Bugün yılın en güzel günü benim ve sevdiceğimin doğum günü, bugün bizim ikinci yıl dönümümüz, bugün polis teşkilatının kuruluş yıl dönümü... daha ne olsun ! 
:)

1 Nisan 2013 Pazartesi

Bütün aylar bahar, bütün mevsimler nisan olsa...

Bugün aylardan bahar olmuş, mevsimlerden nisan.


Benim için her şeyin değiştiği ve yine değişeceği yepyeni bir ay daha başlıyor. Nisanın benim için anlam ve önemini anlatmaya kalksam ömrüm yetmez. Tamam abarttım bir kaç cümle ile özetleyebilirim ama o da benim içime sinmez.


Doğa yeniden canlanır. Tıpkı benim yeni yaşımla yeni bir yıla başlamam gibi. Tam 9 gün kaldı 21 yaş olmama. Alışamadım ben 18'den sonra sürekli büyümeye. :) Benim 95 yıllık arkadaşım var kendisi kardeş olur. Onun annesi de annem gibidir. İşte Fatma teyze yaşı sorulduğunda hep 18 daha derdi, biz de gülerdik. Ben de onun gibi oldum sanırım daha şimdiden. :)


Nisan'ın önemi diyorduk. Peygamber efendimizin (sav) doğumu olması, yüzlerce binlerce salavatın, duanın okunması nisanı belki de en güzel kılan olay. Doğanın canlanması, havanın ısınması, insanların da birbirine ısınması, her şeyin benim gözümde güzelleşmesi tamamen bu yeryüzündeki ilahi aşktan da kaynaklanıyor olabilir.

Benim doğum günüm demiştim sadece benim değil çok sevdiğim, aşık olduğum insanın, canım sevgilimin de doğum günü 10 nisan ve bizim yıl dönümümüz. Tek güne neler sığdırmışız biz böyle. İki senedir hayatımıza sığdırdıklarımızın yanında belki hiç bir şey.



''sanki her tarafta var bir düğün
çünkü en şerefli en mutlu gün
bugün 23 nisan
hep neşeyle doluyor insan ''
Her sene hayatımdaki rakamlar artıyor olabilir ama ben ne kadar büyürsem büyüyeyim asla büyümeyeceğim. İçimdeki çocuk benim mutlu olmamı sağlayan şey eğer o büyürse, mutsuz, suratsız, çekilmez biri olurum. bu yaşa kadar öğrendiğim bir şey varsa hayatınızda çok az insan sizi düşünür mutlu olmanızı ister, herkes için önce kendisidir. içimdeki bebe hep gülen, oyunlar oynayıp, eğlenen, hayata en güzel şekilde bakan kişi olduğu için insanların arasında mutlu olmamı sağlıyor.


İşte Nisan'ın ilk günü ilk Nisan yağmuru da vurdu yüzüme. 

31 Mart 2013 Pazar

ağzından doğuran kurbağa !

Evet görünce bende şok oldum şaşırdım hemen sizlerle de paylaşayım dedim. İşte sevimli kurbağamız. Yavrusu da ağzında mini minicik çok tatlı. :) Belki herkes bakıp sevemez böyle ama benim sarılasım geldi. :)


'''1983 yılından beri kaybolup bir daha ortalıklarda görün ender türlerden bir kurbağa, geçtiğimiz günlerde Avustralya'da tekrar keşfedildi. Kurbağayı kendi türünden hatta bütün bir hayvan aleminden ayıran sırrı ise yavrularını ağzından vermesi...

Rheobatrachus kurbağalarının yumurtaları sindirim sistemlerinde gelişir ve yavrular annelerinin ağzından çıkarak dünyaya gelirler.

Bazı kurbağalarda erkek olan döllenmiş yumurtayı yutar ve yavru erkeğin ses çıkardığı bölmede gelişimini tamamlar. Bu süre zarfında kurbağa ses çıkarmaz.

Her yaratılışın içerisinde bir hikmet vardır. Böyle canlıların keşfedilişi hayretimizi arttırdığı kadar merak ve ilgimizi de kendine çekmelidir. Hikmet gözü ile veya sorgulayıcı bir göz ile derinlemesine araştırmak böyle farklı yaratılışa sahip canlıların bilim ve tıp biliminde daha ileriye gitmemize zemin hazırlayabilir...

Yaşamımızı ''soru sormaya'' endeksli düzenlediğimizde kainattaki her varlık bize derin cevaplar içerir gözükmeye başlayacaktır...

Fotoğraf: Australian Government Department of the Environment, Water, Heritage and the Arts'''

Kurbağa ile ilgili de bu bilgiler verilmişti. Görüşmek üzere... :)

30 Mart 2013 Cumartesi

lip balm yapma heyecanı :)



 Sabah rüyamda görmüş gibi kalkar kalkmaz yaptığım lip balmların ikisi tırt çıktı, biri güzel. Çünkü ikisinde ucuzluktan aldığım çok yıllık -yaklaşık 4- farı kullanmıştım, nasılsa dandik diye. Cidden dandikmiş, o ne iğrenç koku öyle, insanın ağzına çok kötü bir tat veriyor ama ilk yaptığım da far yok, sadece rujlar ve vazelin var. Kokusu da gayet normal, benim satın aldığım lip balmlardan daha kalıcı, vazelin sağolsun saatlerce kaldı yumuşacık dudağım, renginin de kalıcılığı bir o kadar var. :)


Bugün başka ne mi yaptım? Tabi ki gezmeye gittim canım arkadaşımla. :) Vatan bilgisayarda biraz bilgisayar baktık, biz biraz teknoloji seviyoruz da. :) Sonra oradan kentparka  geçip biraz da orada gezdik. Decathlon'dan spor malzemelerine baktık muhtemelen evlenince o mağazanın yarısı bizim evde olacak. Mobilyalara da bakmazsak olmaz çok güzel şeyler beğendik ama bizim için biraz pahalı. Şu an daha öğrenci olduğumuzdan o kadar çok geliyor ki o fiyatlar gözümüze. İnşallah onları alabilecek iyi birer işimiz olur. Çok çok çok fazla para harcamama rağmen tabi ki gittim Gratis ve Watsons'dan alışveriş yaptım. :)


 İşte buradaki yazımda bu saç maskelerini anlatmıştım. İki tane daha aldım. Güpgüzel olsun saçlarım. :)

Başka bir maske görmüştüm broşürde ona bakacaktım ama bunları gördüm, okudum özelliklerini, beğendim bir deneyim dedim. Diş ipimi kaybetmiştim bir tane daha aldım bende gitmişken.


 Sabah ki yanlış denemelerime rağmen pes etmedim. Bir de kahveli dudak balmı nasıl olur deneyim dedim.


Ama olmadı... :( Farlı olanlardan daha kötü bir kokusu var. Anladım ki vazelinle her şey karıştırılmıyor. Ve soğurken kahve taneleri dibe çökmüş, vazelin üstte kalmış homojen de değil. Belki pişmiş kahve homojen olur ama denemeyeceğim. :)



Ben de dedim ki bari bir kahve içeyim. Yaptım iki kahve biri bana biri babama afiyetle içtik. Babamın Kıbrıs'tan getirdiğim dediği kahve. :) Sanki gitti. :) 
Kahvenin telvelerini de boşa harcamadım tabi bir güzel masaj yaptım yüzüme onlarla yumuşacık oldu.
:)