reading etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reading etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2017 Salı

Boş Koltuk~~J.K.Rowling

Kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi:
 '' Küçük bir kasaba hakkında büyük bir roman!''


Parça parça kasabada yaşayan, olaylarda etkin olan her insanı anlatıyor kitap. Farklı aileleri, farklı insanları detaylı bir şekilde işlemiş J.K.Rowling.
591 sayfalık kitabın ortalarından sonra ne zaman bitecek düşüncesine dalıyor insan. Bazı kısımlar durağan ve sıkıcı geliyor. Ama ara ara oldukça hareketli bi hal alıyor. 

Bir belediye meclis üyesi aniden ölüyor ve ardından olaylar başlıyor. 
Ben bazı kitapları okurken son sayfayı merak eder okurum. Bu kitapta da artık bitmeyecek mi diye düşünürken son iki sayfaya bir göz attım. Tüm sıkıntıların biteceğini güzel bir sonun beklediğini düşünürken olaylar öyle bir hal aldı ki inanamadım sonuna. Tam bir kasaba trajedisi.
Önce kitabın sonunu okuyan insanlar için büyük bir darbe.

Bazı yerlerde sürükleyip götürse de okumayı bıraktığım zaman hala bitmemiş olması bıkkınlık verdi kitabın. Sonunu bugün okudum. Böylesine uzun bir kitap okuyacağım zaman onun fantastik ya da daha fazla entrikalarla dolu olmasını tercih ederim. Boş Koltuk ise oldukça gerçekçi bir kitap olduğu içindi tüm bıkkınlığım muhtemelen. 

Gerçek hayatta bu insanlar gerçekten var. Bunu biliyor olmak asıl can sıkıcı nokta.
Kitaptaki olaylar ve kişiler hakkında detay vermek istemiyorum okuyacak olanlar için. 
Okunması gereken bir roman.


Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

26 Şubat 2017 Pazar

Kırmızı Pazartesi ~~~Gabriel Garcia Marquez


Gabriel Garcia Marquez.
Kendisiyle tanışmam Yüzyıllık Yalnızlık ile oldu. Ve yazara hayran olmamak elde değil.
Birçok insan için oldukça yorucu karmaşık bir anlatımı var. Benim için öyle değil. Sonuçta herkes yapamaz bunu. 


Kırmızı Pazartesi de insanda şaşkınlık uyandıran bir öykü. Bir insanın öldürülüşünü anlatıyor. Aslında o küçük kasabada yaşayan herkes de biliyor adamın öldürüleceğini. ''Santiago Nasar'' ölecek olan adamın ismi, kitabın başlangıcı:
''Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05:30'da kalkmıştı.''
Sürpriz son bekleyenler için yazılmamış olsa da öyle sürükleyici bir şekilde ilerliyor. İkiz kardeşler Santiago Nasar'ı öldüreceklerini kime söylediyse, sonunu bildiğim halde yine de içimde bir umut yeşerdi belki biri durdurabilir diye. Oysa ki zaten ölecekti, biliyordum. Sanki ben öyle düşündükçe kitabın 35 yıllık sonu değişecekmiş gibi.
Şimdi düşününce gülüyorum kendime.
:)

Tüm kasaba biliyordu, neredeyse herkes hatta öldürülmeden önce karşılaşan insanlar bile biliyordu ama kimse uyarmadı. Kimse inanmadı onu öldüreceklerine, kimse durdurmaya çalışmadı katilleri.  Herkes nasıl oluyor da böylesine umursamaz oluyor, bu nasıl boşvermişlik. Aslında umursamamak değil başka bir şey, tarif edemediğim bir şey. 
Kitaplardaki ya da filmlerdeki olaylarda ben hep kendimi düşünürüm. Kendimi onların yerine koyarım. Birisi bana birini öldüreceğini söylese ben ne yapardım diye düşündüm. Şaşırmak, duruma göre inanmamak veya polise gitmek aklınıza gelebilecek birçok tepki var kitapta hepsiyle karşılaşıyorsunuz zaten. Tüm bunlara rağmen adam öldü. Engellenmesi çok kolay olduğu için inanması zor bir cinayet.

Marquez yine beni şaşkınlık ve hayranlık içinde bıraktı. Nobel kendisine biraz geç verilmiş bence, ödül almadan önce de geçirdiği 20 yıllık bi yayın hayatı var. 

Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

25 Şubat 2017 Cumartesi

Olağanüstü Bir Gece ~~~ Stefan Zweg

Ocak-Şubat-Mart hedefim diye yazdım ama şubatın ortasına kadar hiç kitap okumadım. Aldığım kararları uygulama konusunda oldukça başarılıyım değil mi?
Gerçi bunda o sırada okuduğum kitabın beni çok yormuş olması da etken.
Elimdeki kitabı değiştirdiğim andan itibaren akıcı bir şekilde okumaya devam ettim. Bir hafta içinde üçüncü kitabımı okumaya başladım bile. :)


Olağanüstü Bir Gece ise tam anlamıyla müthiş. Kısa bir zaman dilimi içinde bir adamın hislerinin canlanışını anlatıyor. Kitaptan adrenalinin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu anlıyoruz. :) Sadece bu da değil aslında ele alınan gerçek duyguları yansıtan hislerin temelinde birilerini mutlu etmek için yapılan eylemler de yer alıyor. Bu açıdan gençlere okutulması gerekli çünkü ergenlik dönemindeki umursamazlık ve bencillik kimisinde fazlasıyla kalıcı olabiliyor. 

Anlatımın çok iyi olduğuna, kurgunun ve ifadelerin, hislerin derinlemesine anlatımının gerçekliğini ne derece artırdığından bahsetmeme gerek okuyunca hissediyorsunuz. 
Birkaç saat içinde bitiverir.

'' ...İlk kez iyiliğin ve kötülüğün insanın içinde yaratabileceği haz adına ne varsa hepsini hissettim, fakat benim nerelere vardığımı asla bilemeyeceksiniz, beni asla tanıyamayacaksınız: Ey insanlar, siz benim sırrımı nereden bileceksiniz! ''

'' Fakat acı olsun, haz olsun, korku olsun, dehşet veya pişmanlık olsun, hiçbirini tek ve diğerlerinden ayrı hissetmedim, hepsi iç içe geçip erimişti; sadece hissettiğimi, yaşadığımı nefes aldığımı duyuyordum. Ve yıllardır unutmuş olduğum bu en basit, en temel duygu beni sarhoş etti. otuz altı yıllık hayatımın hiçbir anında, canlı olduğumu bu baş döndürücü bir saat boyunca hissettiğim kadar coşkuyla hissetmedim. ''


Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...

4 Aralık 2016 Pazar

Pazar Sohbeti- Gabriel Garcia Marquez-Doğu Avrupa'da Yolculuk*

Dört gündür spor yapmıyorum. Kendimi çok suçlu hissediyorum. 


Ve bu incecik kitap kaç gündür elimde bekliyor, her elime aldığımda 3-4 sayfa ilerleyip bırakıyorum. Bunda yol kitabı olarak kullanmamın da etkisi var tabiki. Zaten arkadaşımı beklerken kitapçıya girip plansız bi şekilde aldım. 
İyi ki de almışım kitap öyle güzel ki.
Eğer tarih sever bir insansanız çok daha dolu dolu, doya doya okursunuz. Açıkçası bitmemesinden memnunum çünkü her elime aldığımda kendi kendime tarihsel büyük bir tartışmanın içinde buluyorum kendimi. 
Bilmeyenler için açıklayayım kitap yazarın ve yanındaki arkadaşlarının demir perde ülkelerine yaptıkları ziyareti anlatıyor. Tabi bu arada demir perde olarak anılan ülkelerin neler olduğu, neden demir perde denildiği konusunda bilgili olarak okumak daha manalı olur. 
Demir perdenin arka planında büyük bir hezimet yatıyor. Büyük bir savaş yatıyor. Tabi ki ikinci dünya savaşından bahsediyorum. Canım Hitler hani ezip geçmişti ya dünyayı. İşte taaa o zamanlara dayanıyor alt yapısı. :)
Savaşlar elbette kötüdür ancak savaş konusunda benzer ( psikopatça) düşüncelere sahip olduğum iki tarihi kişilikten biri Hitler, diğeri de onun İtalyan versiyonu sevgili Mussolini. :) 
Ben kitabı okurken uzak diyarlara dalıp gidiyorum. İçimden kendimle tartışıp konuşuyorum, anlatıyorum. Bildiğimiz olaylar. Savaş falan. Lakin haklı oldukları ve gerçekten güzel şeyler yapmış oldukları konusunda kendimi mükemmel şekilde ikna ettikten sonra bir fark ediyorum ki bir saat geçmiş ve ben sadece 3 sayfa okumuşum. 


Normalde asla asla asla kitapları çizmem karalamam. Lakin kitapta öyle güzel ayrıntılı, olguların ve olayların tahlili var ki ilk defa bir kitapta kalem kullandım. Sonra baktım kitabın her sayfasını karalama ihtimalim var kıyamadım, bıraktım.
Parça parça okumalarımla ne kadar sürer bilmiyorum ama kitap bitsin, daha sonra baştan okuyacağım. Daha aklı selim, tamamen boş olduğum bir zaman, elime kalemi defteri alıp ders çalışır gibi kitap okuyacağım çünkü almam gereken çok not var. 

Galiba benim tarih bölümü okumam gerekiyormuş.

Tarih bölümü de okur muyum bilmiyorum. Önce yüksek lisansı bitirmem lazım. Bu dönemdeki tüm dersleri veririm inşallah. Bi akıma kapıldım gittim 4 ders birden seçtim hangi akla hizmet yaptıysam. Şimdi dönem sonu geldi ve ben yusuf yusuf.. Projeler bekliyor, çalışılacak şeyler bekliyor..Neyse canım dertlenmeyelim hemen hallederiz Allah büyük. :)

Ne diyordum konu çok dağıldı. Bu kitap okunmalı. Dolu dolu bilgi içeriyor, demir perde ruhunu yansıtıyor, anlamak isteyen okusun. 

Hgk Günlükleri'nden sevgilerle...